Güzel bir kutuda gelen güzel bir kulaklık Simgot en700 pro. Baştan aşağı “premium” hissinde. Bana inceleme için gönderen Mustafa bey de bu laid back (geriye yaslanmış) sese iyice alışmış olmalı.
Kutu, Kablo ve İçerik
Kutu güzel demiştim. Baştan aşağı siyah ve kalınca bir kutu. İçinden kablosuyla temizleme fırçasının olduğu içinde olduğu bir deri çanta çıkıyor vede garanti kartıyla şık ve üzerinde “Sanat ve Bilime Selam” yazan bir kitapçığı. Bunun yanında da sesi biraz değiştirebilen 6 çift tipin takılı olduğu kartlar.
Kablosu sıkı örülmüş gümüş kablolardan oluşuyor ve sağlam duran bir jakı var. Ucunda da kabloyla bağlı olduğu konektör arasındaki bağlantıyı gerilimlere karşı koruyan stress relief denen yarı şeffaf yarı sert bir plastik silindir. Kabloda yukarılara doğru iri ve ayrı yarı şeffaf plastikle kaplanmış bir Y ayrımı parçası (Y Split) ve hemen ona bitişik halde bekleyen chin guard parçası var. Bu sayede o parçayı yukarı kaydırıp kabloyu çenenizin altında birleştirip boşlukta kontrol dışında uçuşan kablolar yaşamıyorsunuz.
Impedance: 16Ω
· Headphone Sensitivity: 101dB
· Frequency Response Range: 15Hz-40kHz
· Power Rating: 10mW
· Distortion Level: <1% 101 dB
· Channel Balance: <1.5 dB (at 1000 Hz)
· Driver: Single Dynamic Driver
· Plug Type: 3.5mm Straight Plug
Ses, Sahne ve Netlik
Ses oldukça doğal. Ve müzikal. Bas mid tiz frekanslar sanki havada karışıp belli olmayan gazlar gibi ve hiçbiri karakterlerini kaybetmiyor. Uçtan uca (tipten tipe) değişebilen frekans yükselişleri olsa da her durumda dengeli tabirini hak edecek bir ses duyuyorsunuz.
Sahne nerdeyse açık bir kafaüstü gibi geniş ve derin. Kayıttan kayıda değişiyor yinede. Her canlı kayıt stadyum gibi geniş alanlarda alınmıyor jazz Blues gibi türlerde. Ve sizde bunu bu Simgot es700 pro ile anlayabiliyorsunuz. Canlı kayıtlarda yüksek bir gerçekçilik var. TSM gibi bol enstrümanlı türlerde de gerçekçi bir sahne kuruyor. Vokal önde, kanun, ud, darbuka, klarnet vb bariz arkasında ve yanyana! Tüm o sahnedeki enstrümanlar gerçek yerlerinde ve siz bunu anlayabiliyorsunuz. Canlı olmayan kayıtlarda bile o sahne hissi mevcut. Semfonik kayıtlaraysa diyecek söz bulamıyorum. İster Kansas ister Haggard dinleyin ve mest olun. Ve enstrümanlar birbirlerinden ayrı vede her enstrümanda normalde olan aralarındaki boşluğu yansıtıyor kulağınıza.
Netlik (çözünürlük) konusunda ÇOK başarılı. Organik ve bol enstrümanlı parçalar çok keyifli o yüzden. Sanki tam anlamıyla önünüzdeler gibi.
Bas, Mid, Tiz
Söyleyeceklerim tamamen kayıtlara göre değişiyor sevgili okuyucular. Vurmalısı yaylısı üflemelisi vb nasıl çalıyorsa aynen öyle veriyor ve size sanatçıyla tonmeisterinin kararına saygı duymak düşüyor.
Baslar da frekans grafiğinin de anlattığı gibi cılız değil, güçlü tarafta. Sanki orjinal kayıt üstüne .5lik bir ekleme varmış gibi. Ama bunu sahip olduğu kontrol ile müziğe pek yansıtmamayı beceriyor. Daft Punk Get Lucky’de girişteki vuruşlar hacimleriyle ve hafif basınç değişimleriyle kulağınızdayken Skillet gibi son moda nu metal grubunda aynı olması istendiği gibi gümbür gümbür baslar alırken jazz dinlerkense o narin vuruşlar kulağınızda. Slipknot gibi taa benim ortaokul yıllarımdan beri hayatta olup klasik olmuş metal grupları dinlerken çok lezzetli ve hacimli bir bas alıyorsunuz. Vurmalılar asla tencereye kapağına çat çat vurur gibi metalik ve hacimsiz değil, bunlar da yeterince organik. Arcade Fire gibi alternatif rock veya Fourplay gibi jazz/pop tarz için önemli olanlar öne çıkıyor. Bu tarzlar midin ve tizin önemli olduğu tarzlar. Hatta Tord Gustavsen Trio gibi saf jazz gruplarına girince de özellikle zillerin ve diğer enstrümanların rezonanslarını dahi seçebilirsiniz. Kayıt geniş ve boş bir mekanda yapıldıysa tüm enstrümanların vuruşlarının havadaki yayılışlarını (rezonans) piyanoya özgü fiziksel sesleri ve kontrbasın tellerinin gerilişiyle hemen ardından gelen bung seslerini duyabilirsiniz. Vokallerse sürekli seçilebilir halde ve aynı enstrümanlar gibi vokaller de bağımsızlığını ve karakterini koruyor. Unutmadan eklemeliyim ki vokalistlerin seslerini de tüm detayıyla duymak mümkün. Aynı alaturka veya TSMde olduğu gibi de sahnelerde arkalarında devam eden müziği de..
AMFİ ile: Dac amp olarak Popüler Radsone es100 kullandım. Tüm enstrümanlar birbirinden farkedilebilir ölçüde ayrılıp baslar bir tık sertleşiyor. Sakin ses yapısı ve sahnesi biraz daha size doğru geliyor. Kayıttaki varsa dip ses daha rahat seçilebiliyor. Duyabildiğiniz detaylar artıyor. Ancak yoruculaşmıyor.
Ancak bu konuda uyarmalıyım; kulak uçları ilk andaki yalıtımı kaybedip yukarda yazdıklarım azalabiliyor. Ara ara sürücüleri içeri ittirmeyi ve tazeleme yapmayı ihmal etmeyin. Sürünün hacminin modern KZlerinkinden küçük olması nispeten herkese rahatlık ve dinleme komforu verirken bu kulaklığın önemli eksilerinden biri oluşabiliyor.
Son Söz
İstediğiniz şey müziği olabildiğince gerçekçi dinlemekse veya bol enstrümanlı türler dinliyorsanız veya bas gitar gibi özel 1 enstrümanın sevdalısıysanız ve kulaklarınız hep onu arıyorsa yazının yazıldığı andaki fiyatı 145 doları da (+kargo ve gümrük) verebileceksiniz çok iyi bir kulakiçi kulaklık buldunuz demektir. Aksi halde Senfer dt6 gibi budget mucizelerine bakabilirsiniz. Ha istediğiniz sadece bassa sizi KZ sularına alabiliriz. Yakın zamandaki örneklerinden biri için Kz Zsn eya aşırı ölçüde gerçekçilikse Fischer Audio dba 02 sularına…
not: Sürücülerdeki ızgaralar sadece kozmetik.
Artılar Eksiler
+ Doğallık
+ Nötr değil hafif V sesi
+ Gerçekçilik
+ Kulakta fazla yer kaplamaması
– Kulaktaki duruşunun zayıflayabilmesi
– Fiyatı
– Bazen mid basstaki boğulma
– Stok kablosunda zamanla oluşan oksidasyon ve yeşillenme.
